DEĞİŞEN ANNELER DEĞİŞMEYEN BABALAR
( 29 Eylül 2004 - AYŞİM İNCESULU )

Ana baba olarak hepimizin ortak çabası sağlıklı,kişilikli ve başarılı çocuklar yetiştirmek. Bu konuda sorumluluk öncelikle aileye bağlıdır. Her çağda değişen ve gelişen çocuk yetiştirme yöntemleri, ana-babanın çocukla olan iletişimine doğrudan yansır. Başka bir deyişle kültürel faktörler etkin olarak geçerliliğini korumakla birlikte artık çağdaş toplumun gereklerine uymak da gündemimize yerleşmeye başladı. Uzay çağına hazırladığımız çocuklarımıza, bağımsız ve yaratıcı bir kişilik, özgüven duygusu, başarma güdüsünü vermek ailenin temel amaçları arasında yerini alıyor.


Ataerkil aile yapısı şartlanması içindeki aile yapımıza baktığımızda ^^çocuk^^ yetiştirilmesi, bakımı, problemleri daima “daha çok vakti olan” ve çalışıyor olsa bile zaten “yükümlülüğü olan” annelerimize bırakılmış durumda.


Günümüzde çekirdek aile düzeninde çocuk, ev işleri ve çalışma hayatını birlikte götürüp aile düzenine katkıda bulunması ile kişilik kazanan ve insiyatifini ele alan bir “anne” gurubunun hızla yayılması, anneyi ek yükler altında bırakılmakla birlikte çağdaş yaklaşımlara daha açık, çalışarak çocuğuna ayıramadığı vakti nasıl telafi edeceğini sorgulayan, çalışmasa bile etkin TV, gazete, dergi ve uzman eğitimcilerin önerilerine kulak veren “çağdaş bir senteze” ulaşmayı amaç edinen bir yaklaşım şekli ortaya çıkarmıştır. ANNELERİMİZ DEĞİŞMEKTEDİR! Babalarımıza gelince, ataerkil yapı onlara çok ağır bir yük yüklemiştir. Ekonomik olduğu kadar sosyal ve fiziksel olarak aileden “babalar” sorumludur. Her şey babalarımızın ön gördüğü ile sınırlanır yada gelişir. Yapılanlar kadar yapılamayanlardan da direkt olarak babalarımız sorumludur. Bu açıdan babalarımızı, ailesini geçim standartlarında tutabilme, sosyal gelişmelerin içine ailesini yerleştirme, çocuklarını “yeni gelişmeler” içinde kaybolma riskinden koruma, çaba ve stresinde görüyoruz.

Bu stres ve tempo içinde kendilerine kalabilen sınırlı zamanda ise çocuk yetiştirmenin “dikenli yollarına” sapmak yerine olabildiğince yüzeysel iletişim çabaları arasında kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadırlar. En az görülen, hep disiplin konularını uygulayan ve dolayısıyla çekinilen, ulaşılamayan bir kişi olmaktan öteye gidemiyor babalarımız.

Babalarımız annelerimize oranla, yapısal şartlanma nedeniyle genelde daha hoşgörüsüz yapıdalar. Çocuk açısından babasını görebileceği 1-2 saat olan akşam saatlerinde bile babalarımız sabırsızdır. “Zaten bütün gün çalışıyordur”. Hafta sonu da zaten kendine ayıracağı bir tek gündür. Çocuğuyla zaten beraberdir. Ancak yalnız çocuğuna ayıracağı bir saati olmadığının farkında değildir. Çocuğunun neden bir türlü tatmin olmadığını anlayamaz ve anneyi sorgular. Yaratıcı, arkadaş isteyen çocuk yerine “uslu” çocuk istemektedir.

Oysa aşılmaz yada vurdumduymaz yaklaşımlara son derece duyarlı olan çocuğuna her akşam ayıracağı bir beş dakika, bütün gün ona bir iki şey söylemek için onu bekleyen çocuğu için tatminkar olacağı gibi
bir rahat dursan tartışmasından daha kolay olacaktır. Yine babalarımız model olacağını bile bile sözel ve davranış olarak kendini ayarlamaktan hoşlanmaz. Çocuğun okul, arkadaş ilişkileri, psikolojik problemlerini tartışmak için babanın yine “vakti yoktur”. Öğretmenin adını hatta çocuğunun hangi şubede olduğunu hatırlamakta zorlanır.

Aslında hangi cinsden olursa olsun, tüm çocuklar, özellikle sosyal ve duygusal açıdan, kişilik gelişimi aşamalarında babalarına, annelerinden daha çok ihtiyaç duyarlar. Günlük yaşantı karmaşasında ilişki sınırları biraz da gevşeyen anneler yerine, babaların onayı ve tepkileri çocukları için önem kazanır. Baba tarafından farkedilmek, ortaklaşa bazı işleri paylaşmak, fikir vermek çocuklar açısından hayati önem taşır.

Diğer bir açıdan ise, evcilik oyunu çağından beri hazırlandıkları “annelik” rolü içerisinde, yeniliğe her zaman daha esnek yaklaşan annelerimizin, kendilerini destekleyecek, fikir verecek babaya ihtiyaçları vardır. Alınan kararlarda yalnız bırakılmaktan hoşlanmamaktadırlar.

Kısaca özetlersek, değişen ve gelişen yaşam şartları uyarınca, kendi yetiştirilme şekillerimizle yeni yaklaşımlar arasında bir sentez oluşturmanın zamanı geldi.

Babalarımızın evin ekonomik lokomotifi ve güvenlik bekçisi olmak dışında anne ile ortaklaşa kararları tartışabilen lider rolü yanında, açık, duyarlı ve sevecen yaklaşımı ile çağdaş bir görünüm kazanmaları söz konusudur.

Artık, çağdaş yaklaşımlarla, çalışsa bile ilgi ve dinamizmini koruyabilen annelerimiz sizleri de yanlarında görmek istiyorlar. Paylaşılan her problem, yaratılan her aşamanın farkında olup, aktif katılımı sağlamak sizin elinizde. Annelerimizin de çocuklarımızın da size ihtiyaçları var. Onlardaki gelişimi izlemek, yaptığınız katkının etkisini görmek sizi de büyüleyebilir.

Sizleri işinizde olduğu kadar, okullarda, toplantılarda da görmek istiyoruz! Yoksa siz de değişen annelerimizin yanındaki değişmeyen babalardan mısınız?

Öyleyse düşünün bakalım, siz çocukluğunuz da nelerin değişik olmasını isterdiniz?

Sevgilerimle